Bu yazıyı zaten ŞURADA yazmıştım. Sonra ChatGPT’ye yazının uygunluğunu sordum. Çok kesin bir dil kullandığımı ve bu dilin Kur’an dili için çok da uygun olmadığını belirtti. Haklıydı. Aslında her şey o kadar basit ki uzun açıklamalar yapmaya gerek olmadığını düşündüm. Anlamak isteyen samimi bir insan gerçeğe ulaşacaktır, er ya da geç. Anlamak için bir çaba sarf etmeyen biri de kendi gerçeklerine ulaşacaktır.
Geldiğim noktada artık neye inandığımızın çok da bir önemi olduğunu düşünmüyorum. İman eden insanlar olarak bence farkı yaratan şey, eylemlerimiz. İyi eylemlerde bulunanlar kurtulmuştur bana göre. Her neyse ChatGPT’nin önerisiyle yazımın son halini paylaşıyorum.
Kur’an, insanı sürekli uyaran bir kitap. Sadece davranışlar konusunda değil, anlama biçimlerimiz konusunda da uyarıyor:
“…Aldatıcı olan şey, sizi Allah ile aldatmasın…”
Bu yüzden her âyet, özellikle de ayrıntısız bırakılmış gibi görünen âyetler, tekrar tekrar düşünülmeyi hak eder. Çünkü yanlış anladığımız her konu, bizi Allah’ı doğru anlamaktan biraz daha uzaklaştırır. Kur’an kendisini şöyle tanımlar:
“…Doğrusu Biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü örneği çeşitli yönlerden açıkladık…” (İsrâ 17:89)
“…Siz ondan sorumlu tutulacaksınız.” (Zuhruf 43:44)
“…Kendilerine okunmakta olan bu kitabı sana indirmemiz onlara yetmedi mi?” (Ankebût 29:51)
“…Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.” (En‘âm 6:38)
Bu çerçevede şu ilkeyi baştan koymak gerekir: Kur’an, bir konuda açık ve bağlayıcı bir hüküm koyuyorsa bunu tek bir yerde bırakmaz. O konu, farklı âyetlerde, farklı bağlamlarda, tekrar tekrar karşımıza çıkar. Oruç, faiz, içki, yetim malı, adalet, zina, iftira, kul hakkı… Hepsi böyle anlatılır.
Şimdi soruyu bu zemine oturtalım: Kadının saçını örtmesi gerektiği Kur’an’da bu şekilde tekrar edilen, açık bir emir midir? Nûr 31’e bakalım. İlgili âyet (24:31), kadınların örtünmesi tartışmasında merkezde durur. Âyetin kilit kısmı şudur:
“…وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلٰى جُيُوبِهِنَّ…”
Kelime kelime bakalım:
خُمُر (khumur): hımâr kelimesinin çoğulu. Sözlükte “örtü” anlam alanına sahiptir. Kullanıldığı şeye göre anlam daralır ya da genişler.
جُيُوب (juyûb): Yaka, göğüs açıklığı, elbise açıklığı.
يَضْرِبْنَ عَلٰى (yadribna ‘alâ): Bir şeyi bir şeyin üzerine indirip kapatma.
Metnin açık söylediği şey şudur: Kadınlar, sahip oldukları örtüyle göğüs açıklıklarını kapatsınlar. Metnin açıkça söylemediği şey ise şudur: “Saçınızı kapatın.”
Âyette saç (şa‘r) kelimesi yoktur. “Başınızı örtün” diye doğrudan bir ifade yoktur. Bu noktada iki farklı okuma mümkündür:
Metin-merkezli okuma: Âyetin doğrudan hedefi göğüs açıklığıdır. Saç hakkında açık bir emir yoktur.
Dolaylı okuma:“Hımâr”ın tarihsel kullanımında baş bölgesiyle ilişkisinden hareketle, başın zaten örtülü olduğu varsayılabilir; âyet bu örtünün göğse doğru indirilmesini istemektedir.
Kur’an açısından kritik nokta şudur: Bu ikinci okuma bir varsayımdır; metnin kendisi değildir. Kur’an, başka birçok konuda olduğu gibi burada da açık bir saç emri vermemiştir.
“Hımâr” meselesi
“Hımâr” kelimesi, ḥ-m-r kökünden gelir. Aynı kökten gelen hamr (içki) kelimesi, “aklı örten şey” anlamındadır. Yani kökün temel anlam alanı “örtmek”tir.
Bu kökten gelen kelimeler: Fiziksel örtü olabilir, aklı örten bir şey olabilir ya da bir şeyi görünmez kılan herhangi bir unsur olabilir Dolayısıyla “hımâr” kelimesini mutlaka saç örtüsü olarak sınırlamak, kelimenin Arapça anlam alanını daraltmaktır. Ama şunu da net söylemek gerekir:
“Hımâr” baş bölgesiyle ilişkilendirilebilir; fakat bu, saçın kapatılmasının Kur’an’da açık bir emir olduğu anlamına gelmez.
Tarihsel bağlam meselesi
Arap toplumunda kadınlar ve erkekler, güneşten korunmak için başlarına örtü alırlardı. Bu örtü, dinin emri olarak değil, coğrafya ve iklim gereği kullanılırdı. Eğer Kur’an’ın derdi saç olsaydı, bunu söylemek için son derece net bir yol vardı. Kur’an bunu başka konularda defalarca yapar. Ama burada hedef alınan şey saç değil, göğüs açıklığıdır.
Âyetin mantığı basittir:
“Zaten kullandığınız örtüyü, dikkat çekici olan bölgeyi kapatacak şekilde kullanın.”
Nûr 60 ve “çelişki” iddiası
Nûr 60, artık evlilik ümidi kalmamış yaşlı kadınlardan bahseder ve onlara bazı dış giysileri bırakma ruhsatı tanır; fakat “ziynetle teşhir yapmamak” şartını koyar. Bu âyet, Nûr 31 ile aynı meseleyi konuşmaz. Biri genel ahlaki çerçeve çizerken, diğeri özel bir ruhsat alanı açar. Dolayısıyla aralarında metinsel bir çelişki kurmak isabetli değildir.
Sonuç
Kur’an’a baktığımızda şunu görüyoruz: Kadınlardan iffet, bakışlarını koruma, ziynetlerini teşhir etmeme istenir. Göğüs açıklığının kapatılması açıkça ifade edilir. Saçın örtülmesiyle ilgili açık, tekrar edilen, bağlayıcı bir emir yoktur. Bu, “saçını örten yanlıştır” demek değildir. Ama “Kur’an kadına saçını örtmeyi emretmiştir” demek de metnin açık ifadesi değildir. Kur’an, eksiksiz bir kitapsa -ki kendisi böyle olduğunu söyler- ve saç örtüsü Allah’ın vazgeçilmez bir emri olsaydı, bunu yalnızca tek bir âyete, üstelik dolaylı bir yoruma bırakmazdı. Anlamak isteyen için Kur’an yeterlidir. En doğrusunu Allah bilir.

[…] Saçı Örtmek Kur’an’ın Emri midir? – Nihai10 Şubat 2026 […]