36 Yorum

  1. Zeynep

    Yazınız için çok teşekkür ederim, aklıma takılan çoğu soruları cevapladı. Devamını bekliyorum yazılarınızın.. 🙂

  2. Ayten

    aklıma takılan son ayette verdiğin “Allah katında İsa’nın durumu Âdem’in durumu gibidir. Allah onu toprak türünden yarattı, ardından ona “ol” dedi; işte o da böylece oluş sürecine girdi”.

    Bu ayette neden özellikle adem isaya benzetiliyor dediğin gibi ise yani Adem’in anne babası var topraktan yaratıldı ise başka Peygamberlerde bu özelliği taşıyor neden Hz Muhammed sav,Hz Musa,Hz İbrahim değilde Hz İsa örneğine benzetiyor onun babası yok dolayısıyla Hz Meryem’in karnında yoktan varediliyor(spermsiz) Adem’in de yoktan babasız yaratildigii benzerliği yok mu burada demekki ademde babasız atasiz yoktan varedildi.

  3. Açıklamaya çalışayım. Bir ayeti anlamak için ayete tek başına bakmayacaksın. Devamına bakacaksın. Devamında diyor ki “Allah, onu toprak türünden yarattı”.

    Allah insanlığın yaratılışını Adem üzerinden anlatır. Kur’an’a şu soruyu sormalısın: “O zaman Adem nasıl yaratıldı?”. Kur’an da sana yukarıda verdiğim Adem’in 7 aşamadaki yaratılışından söz eder.

    Burada konu Adem değil, tamamen İsa ile ilgili. İnsanlar zannediyorlar ki İsa, Allah’ın oğlu. Allah diyor ki “Hayır onun yaratılışı da tıpkı Adem gibi oldu, Adem’den hiçbir farkı yok. Adem beşerdi, İsa da öyle ve ikisi de topraktan yaratıldı.”.

    Şurada da alt yazılı yaklaşık 4 dk’lık Enis Doko videosu var. İzle, daha iyi anlayacaksın:

    İsa’nın durumu Âdem’in durumu gibidir?

  4. Sayın Ayten İsa peygamberin spermsiz yaratıldığına dair deliliniz nedir? Spermsiz bir çocuğun doğması mümkün değildir bu dünya kuralları içinde. Meryem’in hermafrodit olduğu konusu şimdilik en mantıklı cevaptır. Yani Meryemde hem sperm hem de yumurtalık vardı. “Allah katında İsa’nın durumu Âdem’in durumu gibidir” denmesinin sebebi yani isanın seçilmesinin çok derin bir anlamı vardır. İsa’nın doğumu da bilimseldir ama bu yüzyıla kadar bunun nasıl olabildiği bilinmiyordu. Taki hermafrodit kadınların varlığını bilim dünyası buluncaya kadar. Yani İsa’nın doğumu da tıpkı ademin doğumu gibi bilimseldir. Ancak herkesin her an karşılaştığı ve bildiği bir bilimsellikte değil. Üzerinde araştırma yapılması ve o bilimsel sebebin bulunması gerekmektedir. Ademin doğumu evrimsel süreçte milyonlarca yıl içinde oldu. Fakat bunu biz ademden yüzbinlerce yıl sonra anlayabildik ki aslında adem’in doğumu da bilimsel yasalara uygun şekilde olmuş. Buradan Allah şunu söylüyor kanaatimce. Ey insanlık Adem’in doğumunu bilimsel olarak keşfettikten sonra İsa’ya yönel onun da durumu adem’den farksız. Bilimsel bir sebebi var git onu da bul.

    Topraktan yaratma meselesine gelince Kur’an’da zekeriya peygambere Allah diyor ki seni topraktan yarattım. Eee Zekeriya peygamberin bir anne ve babası olduğu biliniyordu. O halde topraktan yaratılma bizim organik bileşenlerimizin topraktan geldiğine toprağın da kökü 2. nesil bir yıldızın patlamasıdır. Yani bizler yıldız tozuyuz. Topraktan yaratılma yıldız tozu olduğumuza bir atıftır. Bilindiği gibi şu an güneşin yerinde 2. Nesil bir yıldız vardı. O patlayınca güneş dünya ay mars vb.. güneş sistemi oluştu. Dünya ve dünya üzerindeki toprak o patlamadan dağılan yıldız tozuyla oluştu. Kur’an’ı daha derin ve bilimsel veri ışığında anlamak gerek. Bilim geliştikçe Kur’an’ın birçok anlamı yüzeye çıkıyor.

  5. Merhaba makaleniz güzel.Evren+insan yaratılışı bilimin bile halen çözemediği bir durumdur.Ama sümer inannışındaki yaratış ve kuranda anlatılan yaratılış biçimi hemen hemen aynı diyebilirz.

    Kafamı kurcalayan çokşey var ama anlatmakla bitmez 🙂 sümer yaratılış hikayesini okuduktan sonra tekrar Kuranı okumaya karar verdim bence sizde sümer yaratılış hikayesini okuyun.

  6. Pınar

    Yazıyı çok beğendim! Kuran’da insanın nasıl ortaya çıktığı ile ilgili vardığım noktalarla örtüşüyor çoğu.İsa ve Adem in benzerliği konusundaki düşünce çok mantıklı geldi, yeni bir bakış açısı benim için.Adem i tek kişi olarak değil Adam-Ademoğulları olarak da anlamlandırabiliyorsak,İsa ile benzerliğine de bu yönden bakabiliriz.İsa’nın da-Allah tarafından mucizeler verilen bir peygamber olması müstesna- bizim gibi insan türünden olması.İnsan üstü bir varlık olarak,küçük tanrı olarak Allah’ın oğlu denilmesine de getirilen bir eleştiri.

  7. Mucizelere de farklı bir bakış açısı ile bakmak mümkün. Bu konuda da yazmayı planlıyorum inşallah. Güzel yorumunuz için de çok teşekkür ederim 🙂

    • mehmet

      mucizeler hakkında, okumadıysanız hikmet zeyvelinin mucize ve gayb bilgisi kitabını edinin derim,bu konuda ufuk açıcı bir çalışma yapmış.ademin durumu konusunda bende yaptığım araştırmalar sonucunda şu kanıya vardım,evet ademin tıpkı isa gibi bir annesi vardı ve tıpkı isa gibi bir babası yoktu,sonuçta babaya ihtiyaç yoktu.Hatta sadece adem değil mevzu,insanlığın atası kadın(lar) olmalı,erkekten çoğalma mümkün değil fakat isa örneğinde olduğu gibi kadından bu mümkün.Klonlama çalışmaları bunun günümüzdeki örnekleri,insan konlamada spermi yeterli hücereye bölemedikleri için başarılı olamadılar henüz ama çalışmalar kadın üzerinde yapılıyor.İsa nın Allahın ayetlerinden olması durumu bence yaratılışa dair bir ayet olması.bu arada insan-beşer tanımındada hatalar var mevcut çalışmalarda sanki,hicr 26 27 28 29 e bakınca ilk yaratılanın iddia edildiği gibi beşer değil insan olduğu görünüyor.insan var,yaratılmış ,sıra beşere yani o insanlar arasında halife olarak tayin edilen ve kendisine ruh(bilgi) yüklenen beşere gelmiş sıra.Kısaca şu an genel kanı insanın beşerin gelişmiş hali olduüu fakat bu insan beşer kavramı üzerinde yanılgı var gibi,beşer aksine üst versiyon veyahut belli bir görevi (insanı her analmada ileriye taşımak) olan insan türünden farklı bir versiyon gibi.Kuranda resullerden bahsederken hep beşer diye bahseder mesela”ben sizin emsaliniz bir beşerim”.Bu mevzuya bende çok taktım bu aralar,araştırıyorum bakalım nerelere götürcek beni fakat islamoğlu hoca ve diğer hocaların beşerdi ruh üflendi insan oldu tezi yanlış görünüyor kurana bakınca sanki.

      • mehmet

        bu arada üstteki yazdıklarım tabii ki birçoğumuzun bilgi edinme yöntemi olan araştırmanın sonuçları,isanın durumu ademin durumu gibidir ayetini okuyunca bu araştırmaya yöneldim,kafama takıldı,çokda farklı tamin edici şeylere rastlamadım açıkcası,islamoğlunun beşerler vardı tezi mantıklı geldiysede son raddede daha tatmin edici bir araştırmaya rastladım,yani bunlar benim bulduğum keşfettiğim şeyler değil haliyle,özellikle yaratılış mevzusunda yazdıklarımı kafamda yer ettiren çok önemi bir yazı var,pc ye kaydetmiştim onu ilk fırsatta buraya atacağım,delilli uzun bir yazı,böylesi daha anlaşılır olacak

  8. Evrim ile Yaratılış arasında çekişmeli konu.. her canlı türünün bir ademinin bulunması.. ya da türlerin tek bir canlı türünden çeşitlenmesi.. her ikisi de ayet ya da bilim değil bir İNSAN var sayımıdır.. Kitabın anlatımında cinlerin candan.. beşerin ademden yaratılan NAS’dan olduğunu söyler sadece.. hadislerde ise başka dünyalarda başka ademler olduğunu söyler.. demek ki cennetteki adam başka dünyalara da indirilmiş.. yani başka uygarlıklar var.. A projesi cin.. B projesi beşer.. bu projelerden İNSAN çıkarılması öngörülmüş.. bu konulardaki öykülerimiz çeşitlenebilir.. veriler ve bilgiler çoğaldıkça bilgilerimizi değiştirir.. türlerin ortaya çıkışında yaratılışı çalıştırmak.. kayboluşunda oluşta evrimi işletmek makul görünüyor.. yani böcekleri saymazsak ilk başlangıçta yaratılan, var sayalım, bir milyon tür şimdi dört yüz bine indi… yer yüzünde..

  9. Merhaba. Evrim için artık kimsenin şüphesi yok. Yazı sonunda verilen linke bakın, tüm detaylarıyla evrim anlatılıyor.

    Ayrıca hadis ve sünnetlere bakınca insanların kafasının karışmaması mümkün değil. Birbirine zıt binlerce düşünce var. Üstelik Peygamber’den 200 yıl sonra yazıldılar. Dikkate alınması gereken Kur’an’dır. Teşekkürler 🙂

  10. Mehmet

    Merhaba,

    Cok guzel bir yazi, tebrik ederim.
    Ali Imran 33. Ayetin meali hakkinda bir sorum var:
    Ayet mealinde kullandiginiz
    “kendi çağının insanları içinden seçerek üstün kıldı”
    ifadesi Arapca metindeki “innallahestafa” (istafa) ve “alel alemin”e karsilik olsa gerek.
    Bazi meallerde bu yonde cevrildigini biliyorum ama bir cok mealde de “alemlere ustun olarak secti” ya da benzeri ifadelerle cevrilmis, ki esas metinde ‘alel alemin’ ifadesi olmasi bakimindan bana daha dogru geliyor.
    Sizin bu yonde bir ceviri kullanmanizin nedeni nedir acaba, istafa kelimesinin degisik lugat manalariyla mi ilgili?
    Selamla ve Saygilarimla

  11. Merhaba Mehmet Bey, güzel yorumunuz için teşekkür ederim.

    Ali İmran 33’ü sizin dediğiniz gibi de çevirebiliriz. Hiç sorun değil. “Seçti” kelimesinin anlaşılması için o çeviriyi tercih etmiştim. Önemli olan “seçti” kelimesi.

    Allah bir seçme işlemi yapıyor. Eğer Adem tek olsaydı bu bir seçim olmazdı. Bağlama dikkat edin: “Adem, Nuh, İbrahim ve İmran ailesi.” Bu kişiler aynı şekilde aynı cümlede seçme işlemine tabi tutuluyor. Nuh, İbrahim ve İmran ailesi kendi dönemlerindeki tek kişiler değildi, öyleyse Adem’in durumunun da onlarla eşdeğer olması gerekir, öyle değil mi? Bağlam ve cümle gidişatı bunu gösterir.

    Selamlar.

  12. Çetin Uğur keskin

    Ben daha önce ünlü dil bilimci, Sümerolog, astronom olan ve sümer akad ve Babil tabletlerinden yaklaşık 200.000 tableti çözmüş ve çalışmalarını yazdığı kitaplarda toplamış olan Zecharia Sitchinin birçok kitabını okumuştum. Bir çok kitabına da maalesef ülkemizde bulamadığım için okuyamamıştım. Bu kiataplar benim Allah’a olan inancımı ve ibadetlerimi kat ve kat daha bilinçli yapmamı sağladı. Daha bilinçlendim ve yaratılışın ve bu dünyayı daha iyi kavramaya başladım. Ayrıca Allahütealenın insanların ihtiyacı olduğunda nasıl yardım ettiğini ve peygamberleri aracılığı ile de yoldan çıkmış kavimleri nasıl yola getirdiğini daha iyi gördüm. Ancak Hz Adem’in cennetten kovulduğu ile ilgili bazı sıkıntıların vardı ancak bu yazdıklarından sonra herşey benim için daha berraklaştı. Yazınız için çok teşekkür ederim. Ayrıca bu yazınız bazı din tüccarlarına da bir kapak olur. Eğer ki sizde yukarıda bahsettiğim yazarın bilimsel çalışmalar ile dolu bu kitaplarını okursanız belki de insanın nasıl evrimleştiğini ve bilinçlendiği konusunu daha iyi anlarsınız diye düşünüyorum. Yazarın sırasıyla 12. Gezegen, Enkinin kayıp kitabı, zaman başlarken, kozmik tohum, kozmik şifre kitaplarını tavsiye ederim. Kesinlikle birçok soruya ve insanlık tarihi ve astronomi bilimi hakkında birçok bilgiye sahip olacaksınız. Saygılarımla Çetin Uğur Keskin

  13. Vuslat

    Merhabalar yazınızı ilgi ile okudum bende bu konularda kendimce okumalar yapıyorum aklıma takılan şu soru var Habil ve Kabil kıssasında karganın ölüyu ne yapması gerektiğini gosterilmesinde Adem’in oğlu ölüye ne yapılmasını bilmiyormu idi de kargadan öğrendi eğer bilmiyorsa bu şu demek olmuyormu bu ilk insan ölümü ve ne yapılacağı bilinemiyor bu da ademin ilk insan olduğunu göstermiyor öbür türlü düşünürsek evrimsel olarak nederlant insaninin ölülerini gömdüğü bilgisi var ve dolayısıyla iki bilgi arasında tezatlık var bu sorunu nasıl çözebiliriz teşekkürler

    • Merhabalar Vuslat. Benim de ara ara sorduğum bu güzel soruyu bir başkasından duymak güzel oldu. Yazdığım yazıda bazı fikirlerim değişti, henüz güncellemedim yazıyı.

      Adem’in ne ilk insan ne de ilk peygamber olduğunu düşünüyorum. Kur’an’da onun için resul ya da nebi ifadesi geçmiyor, üstelik hiçkimseyi doğru yola da cağırmıyor.

      Allah ayette ‘yeryüzünde bir halife atamaktayım’ diyor. Yani evrimsel süreç devam ediyor. İş olacak ya da olmuş değil. Olmakta.

      O yüzden Adem yeni yeni bilinç kazanmış biri olabilir. Bilimin gömmeyi biliyor dediği ilk insanlar olabilir. Zaten ayette ibadetlerin yanlış hatırlamıyorsam İbrahim ve Nuh ile başladığı birkaç âyet var (şu an ayetlere bakamadım). Ayrıca Nuh için açıkça üstün bir yaratılıştan söz edilmekte.

      Konu hakkında şimdilik kısaca bu şekilde düşünüyorum. Yani Adem düşünmeyi becerebilen ilk insanlardan olabilir, bu şekilde bir okuma Kur’an’a aykırı değil ve bilimce de uygun.

      Selamlar.

      • mehmet

        Al-i İmran Suresi, 33. ayet: Gerçek şu ki, Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti;
        Al-i İmran Suresi, 34. ayet: Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Allah işitendir, bilendir.
        bu iki ayet nazarından bakınca ademin ilk peygamber olduğu ve sonrasında gelen tüm peygamberlerin bu soydan olduğu -olacağı çok net.Adem ilk insan değil ama ilk beşerdir,beşer Allahın insanların entellektüel evrimini tamamlamasında öncü olması için seçtiği zümreye verdiği ism gibi görünüyor dikkatli bakınca kurana.Yani insan yaratıldı,belli süreçler evreler tamamlandı,vakti geldiğinde Allah beşer soyunu seçti ve beşeri insandan alemlerden üstün kıldı.Buradaki alemler bazılarında kafa karışıklığı yapıp başka gezegenler başka insanımsı canlılar var olmalı gibi okuyorlara ama kurana göre iki alem var,biri gayba alemi(cin-melek) diğeri müşahade alemi yani bizim bulunduğumuz,beşeri yarattığında ilk olarak boyun eğmelerini istediğkleri gayb aleminin kulları sonrasında bizi.Buradaki alemlerden kasıt budr.Meallerde bende sizin gibi bir beşerim şeklinde çevrilen ayetler hatalı çeviri aynı beşer geçen her yere insan yazmaları gibi.o ayetlerde ben sizin misliniz(emsaliniz)bir beşerim deniyor.Yani inan ve beşer kabuk olarak,özellik olarak,yaşamsal lark aynı form,beşer bu formdan seçilmiş bir soy olan Allahtan insanlara iletmek için vahy alan ve bu vahiy ile insanı hem entellektüel açıdan hem dini açıdan ileriye taşımakla yükümlü,sırf bunun için yaratılmış-seçilmiş soy.Üstteki ayetler bize aynı zamanda yalancı peygamberleri seçmemiz konusunda ışık tutacak ayetler,peygamberliğin bu soy üzerinden olacağını açık ve net anlatılıyor.

        • mehmet koçan

          ali imran /33; Meryem /58; Enam /83-90,bu ayetler bütün nebilerin tek soy olduğunun apaçık delilleri.Çevirilerde insan diye yazdıkları kısımlar aslında beşer

          • mehmet koçan

            ha birde meryem 25 var “Haydi, ye, iç; gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görürsen de ki ‘Rahman’a oruç adadım; bugün tek bir insanla bile konuşamam.’”
            orjinal metin aslında” beşerden birini görürsen……insanla bile konuşamam” şeklinde. burada beşer ve insan aynı şeyi ifade ediyorsa meryem kafadan orucu bozmuş oluyor,buradaki beşerden kasıt meryemin yakınında olan beşer yani zekeriya peygamber veya beşer soyundan birileri olmalı.

        • Selam. “Adem’i, Nuh’u, Ibrahim ailesini, Imran ailesini..” Buradan Adem’in peygamber olduğu çıkarılamaz. Bakın Ibrahim ailesi, Imran ailesi. Yani tüm aile peygamber miydi? Burada başka bir şeyden bahsediyor.

          Ayrıca bir seçim yapılıyor. Adem ilk beşer olamaz. Seçim dediğimiz şey 1 kişiden yapılmaz. Seçim varsa Ademler vardır. Adem yoktur. Allah o beşerlerden Âdem ‘i seçmiş.

          Ayrıca ayetlere dikkat edin. Adem hiçbir şekilde diğer peygamberlerin söylediği şeyleri söylemiyor. Demiyor ben peygamberim, demiyor ben de sizin gibi insanım, demiyor Allah’ınız 1. Peygamber olmadığı çok açık.

          Ayrıca şu soy meselesi de ilginç. Örneğin Allah, Nuh’un oğlu için o senin ailen değil diyor. Selam.

          • mehmet koçan

            hicr 26-27 ve 28 e bakın, Allah insanı halgetti,öncesinde cannı halgetmişti ve meleklere bir halgedeceğini söyledi ve o beşere tabii olmaya onları davet etti.bu ayetler tek başına yaratılış sürecinde insanın ve içinden resuller çıkacak beşer soyunun detaylarını vermeye yetiyor ama Allah farklı yerlerde bu konulara tekrar tekrar giriyor.dediğim gibi sadece beşer kelimesinin kullanıldığı ayetlere bakarak sadece resullerin içlerinden seçilip yetiştirildiği soy olduklarını,Allahın sadece beşere direk vahyettiğini ve o beşer resuller aracılığıyla insanlara vahyin ulaştırıldığını ve o soydan seçilip yetiştirilmiş erkekler dışında kimseyle risalet bazlı direk ilişkiye geçmediğini göreceksiniz.mealler sizinde bildiğiniz gibi yazan kişilerin kendi dine ve kitaba bakış ve yaklaşımları ile oluşturulmuş metinler,üstteki yazınızda verdiğiniz mealde ali imran 33 ü çeviren ayette olmadığı halde insanlar içerisinden seçtiyi eklemiş,yanılmıyorsam islamoğlu meali,o bu şekilde anlatıyordu bir videosunda,altına biraz eleştiri yazdım engeli yedim sağolsun.aynı bunda olduğu gibi süleymaniye vakfıda hicr 26 daki insana adem 28 deki beşere deri yapısı farklı canlı demiş 🙂 nerden vardılarsa bu kanıya.

            kuranda ademoğulları hitabıyla gelen hepi topu birkaç ayet var,araf suresinde olmalılar,dikkatli bakarsanız orada hitabın ademin soyuna olduğunu görürsünüz yani beşer soyuna.Beşer soyun adı,bu soy insanlık tarihinde çevrelerindekiler tarafından bilinen ve resulluk hep aynı soy üzerinden geldiği için buna göre menfi-müspet tavır alınan bir soy,özellikle yusuf kıssasını ve israiloğulları kıssalarını hatırlayın.yakubun oğulları içlerinden bir resul çıkacağını bildikleri ve bunun yusuf olacağını anladıkları ama öldürmeyide gözleri kesmediği için onu farklı yöntemlerle engelleyip risalete yön vermeye çalıştılar,özellikle en büyükleri ve başarılıda oldular.

            firavun kıssasına bakın,firavun halkından bir kısmının erkek çocuklarını öldürüyordu sadece,tabii ki içlerinden resul çıkacağını bildikleri kısmın çocukları,musanın bulunduğu soydu bu,musa tehlikede iken harun değildi,harun çünkü musanın anasının oğluydu,babaları bir değil , soy erkekten yürüdüğü için harun öldürülen soy kısımında değil elini kolunu sallayarak geziyor..
            insan ve beşer ayrımını temel nokta olarak alıp kurandan inceleyince tek gerçek çıkıyor ortaya,Allah insanı yarattı,belli bir tekamül süreci geçti,onların vahye muhatap olabilecek kıvama gelmelerinden sonra(dili öğretti v.s) ademi biçimlendirdi ve onun soyunu alemlerden üstün kıldı(ademoğulları ayetlerine bakabilirsiniz) bu üstünlük sadece ve sadece bizden farklı olarak içlerinden Allahın seçip türlü zorluklarla sınayıp yetiştirdiği resullerin çıkacak olması ve Allahla bağlantıya geçebilecek özel kullar olması.ademin babası anası varmı konusuna gelince sizinde bildiğiniz gibi ademe bak isayı gör durumu ayetle sabit,bu durumda ademin babası yok ama bir anası var,adem elbette ilk insan değil ama ilk resul,türünün ilk örneği. bu arada resullerin seçimi konusunda seçme olarak çevrilen kelimenin detaylarına bakarsanız o kelimenin yine sadece onlar için kullanıldığına,sıradan bir seçme işlemini değil hazırlığı,zemini olan bir süreçten bahsettiğini görürsünüz,arapça çok invce bir dil bildiğiniz gibi,bizde en yakın düz anlam seçilerek çevrildiği için kelimeler sıradanlaşıp anlatılmak istenenin üstünü örtüyor çoğu zaman,hoş kökü,okunuşu,herşeyi farklı olan iki farklı kelimeye aynı manayı veriyor adamlar tüm kuralları altüst edip,o inceliklere kim dikkat etsin. selametle

          • mehmet koçan

            Al-i İmran Suresi, 33. ayet: Gerçek şu ki, Allah, Adem’i, Nuh’u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti;

            Al-i İmran Suresi, 34. ayet: Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Allah işitendir, bilendir.

            Araf Suresi, 35. ayet: Ey Ademoğulları, içinizden size ayetlerimi haber veren elçiler geldiğinde, kim sakınırsa ve (davranışlarını) düzeltirse işte onlar için korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır.

            isra 70 :GERÇEK ŞU Kİ, Biz Âdemoğullarını üstün ve onurlu kıldık; 83 karada ve denizde onların ulaşımını sağladık; temiz besinlerle onları rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın pek çoğundan üstün tuttuk:

            ali imran 34 hepsinin birbirinden türeme tek zürriyet olduğun söylüyor 33 alemlere üstün seçildiklerini söylüyor,bu tanım içlerinden elçi çıkacak soy için kullanılıyor,aynı şekilde aynı alemlere üstün kılınma tanımı isra 70 de ademin oğulları için kullanılıyor.Burada bahsedilen ademoğulları elbette ademin gerçek oğulları,soyu biz insanoğluyuz adem oğlu değil.biz kimssye üstün kılınmadık,onlar kılındı,üstünlükleride aslında yükümlülüklerinden,beşer yani”müjde” soyunun mensupları olmalarından kaynaklanıyor,kelimenin kök anlamı zaten müjde ve resulleri Allah müjdeci olarak tanımlıyor.

  14. Vuslat

    Merhabalar ne demek istediğinizi tam anlayamadim biraz daha acarmisin özellikle bilim nedearlent insanın olu gömmesini bildiğini söylüyor uzanan bu bilgi ile kuran arasında çelişki ortaya çıkıyor gibi olmuyormu bu durum Habil Kabil kıssasında ölüm olayı sonrası karganın gömme işini insana ogretmesi ben burda saplandim kaldım çünkü o zamana kadar illa bı ölüm olacak ve bu ölü gömülecek bunu da bilim nederlant insanının öğrendiğini söylüyor ama Kuran’da ilk gömme işi ise anlatılan sahsin ölmesi bu Kur’an o zaman evrimsel yaratılışa uymuyor gibi geliyor bana eğer ole olsa idi ilk olu gömme işi Kuran’da geçmezdi aklım karıştı

    • Vuslat şunu söylüyorum. Bilimin Nederland dediği insan bizim Adem dediğimiz insanla aynı kişi olabilir. Çünkü Adem yeni yeni bilgiyi öğrenen /yorumlayan insan olarak tanıtılıyor.

      Allah Adem’e isimleri öğretiyor. Yani insanın yeni yeni öğrenme basamağının başında Adem. Peygamberdir demiyor Kur’an onun için. O yüzden bir çakışma yok Kur’an’daki evrim ve bilimdeki evrim arasında.

      Bizlere Adem’i hep her şeyi bilen, peygamber bir insan şeklinde öğrettikleri için biz tam yerine koyamıyoruz.

      Anlatabildim mi acaba söylemek istediğimi? Ufak bir ayrıntı aslında.

  15. Neset Ulusal

    Cok sikintili bir yazi. Hepsini ele almaya vaktim yok. Misalen
    1-Yanlis meal:
    İnsanın üzerinden, o tarih sahnesine çıkıncaya (kadar), tüm zamanlar içinden belirsiz ve uzun bir süre geçmemiş miydi (ki), henüz o (bu süre zarfında) anılmaya değer bir varlık bile değildi? (İnsan 1)
    Yazar “Çok ilginç bir ayet. İnsan tarih sahnesine çıkıncaya kadar anılmaya değer bir varlık değildi, evet bir varlıktı ama anılmaya değer değildi!”diyor. Yazar ayetin mealini yanlis veriyor. Ayet insan yaratilmadan once cok uzun bir muddetin gectiginden bahsediyor. “evet bir varlikti ama…” demenin mantigi yok. Zira cok acik ki insan kainat sahnesine cok sonra cikmis.
    2- Carpitma yorumlar: Nuh 14, Rum 20, Secde 7, A’raf 69 ayetlerinin yorumlari acikken “Bu ayetler evrimsel bir sürece atıfta bulunmuyorsa neyi anlatıyor?” diyerek genel manasiyla evrime delil gostermeye calisiyor. Halbuki her bir ayetin uzerine oturdugu bir baglam var. Ayni usulle Y. Nuri de Kurandan reenkarnasyonu cikarmisti! Bunlarin tefsirde yeri yok zira Kuran ve sunnetin geneli ile celisiyor.
    Allah katında İsa’nın durumu Âdem’in durumu gibidir. Allah onu toprak türünden yarattı, ardından ona “ol” dedi; işte o da böylece oluş sürecine girdi (Al-i İmran 59) ayeti ise sebebi nuzulu olmadan, yani baglamindan koparilmis. Halbuki ayet Hz Isa’nin babasiz yaratilisini onun Tanrinin oglu olduguna delil getiren Necran Hiristiyanlarina karsi inmis. Yani mesele “anne” degil orda. “Hz.Adem de babasizdi. O Tanrinin oglu olmadigina gore babasiz dogan Hz.Isa da Tanrinin oglu olacak demek degildir” diye ifade ediyor. (Sonra mulaane ayeti geliyor. 61. ayet)
    3- Alelacele, kestirmeden, gerceklikle bagdasmayan hukumler:”Kur’anin evrim ile ilgili bir problemi yok” demek gibi, veya “Kuranda evrim ile celisen bir ayet yok” demek gibi. Tamamen gayri ciddi. (bir kere hangi evrim? Darwin farkli, Lamark farkli, sonra ortaya atilan bircok farkli gorusler de cabasi).
    Akademik bakimdan bir sey ifade etmeyebilir, ama surekli Mustafa islamoglundan alinti yapilmasi enteresan. Neden baska alimlerden alinti yok?
    Evrimden kastedilen insanin maymundan (veya baska bir mahluktan) turedigi ise, bununla alakali ne Kur’an’da ne Sunnette acik, secik, net, vazih bir ayet ve hadis yok. Bilakis aksi var.
    Daha cok ayrinti var ama giremiyorum. Evrim hakkinda soyleyebilecegim objektif sey onun hala bir “teori” oldugudur. Evrim henuz “kanun” degil. Ispatlamak bilim adamlarinin isi. 1 bucuk asirdir ispatlayamadilar hala. Onlara “take your time” diyor, ve surekli degisen bir teori ugruna Kuranin ve Sunnetin apacik ifade ettigi yaradilis gerceginden vaz gecilemeyecegini deklare ediyorum. Inanmak isteyen buna “bilimsel gercek” adi altinda inanamaz. Cunku ispatlanmis degil. Zaten “evrime inanmak” tabiri bile onun henuz bilim degil, ideoloji dusunce inanc duzleminde oldugunu ifade eder. Kimse “yercekimine inaniyor musun?” diye soruyor mu?
    Kisacasi talihsiz bir yazi olmus.

  16. Neset Ulusal

    Yaziya gelince, cok sikintili bir yazi. Hepsini ele almaya vaktim yok. Misalen
    1-Yanlis meal:

    İnsanın üzerinden, o tarih sahnesine çıkıncaya (kadar), tüm zamanlar içinden belirsiz ve uzun bir süre geçmemiş miydi (ki), henüz o (bu süre zarfında) anılmaya değer bir varlık bile değildi? (İnsan 1)

    Yazar “Çok ilginç bir ayet. İnsan tarih sahnesine çıkıncaya kadar anılmaya değer bir varlık değildi, evet bir varlıktı ama anılmaya değer değildi!”diyor. Yazar ayetin mealini yanlis veriyor. Ayet insan yaratilmadan once cok uzun bir muddetin gectiginden bahsediyor. “evet bir varlikti ama…” demenin mantigi yok. Zira cok acik ki insan kainat sahnesine cok sonra cikmis.

    2- Carpitma yorumlar: Nuh 14, Rum 20, Secde 7, A’raf 69 ayetlerinin yorumlari acikken “Bu ayetler evrimsel bir sürece atıfta bulunmuyorsa neyi anlatıyor?” diyerek genel manasiyla evrime delil gostermeye calisiyor. Halbuki her bir ayetin uzerine oturdugu bir baglam var. Ayni usulle Y. Nuri de Kurandan reenkarnasyonu cikarmisti! Bunlarin tefsirde yeri yok zira Kuran ve sunnetin geneli ile celisiyor.

    Allah katında İsa’nın durumu Âdem’in durumu gibidir. Allah onu toprak türünden yarattı, ardından ona “ol” dedi; işte o da böylece oluş sürecine girdi (Al-i İmran 59) ayeti ise sebebi nuzulu olmadan, yani baglamindan koparilmis. Halbuki ayet Hz Isa’nin babasiz yaratilisini onun Tanrinin oglu olduguna delil getiren Necran Hiristiyanlarina karsi inmis. Yani mesele “anne” degil orda. “Hz.Adem de babasizdi. O Tanrinin oglu olmadigina gore babasiz dogan Hz.Isa da Tanrinin oglu olacak demek degildir” diye ifade ediyor. (Sonra mulaane ayeti geliyor. 61. ayet)

    3- Alelacele, kestirmeden, gerceklikle bagdasmayan hukumler:”Kur’anin evrim ile ilgili bir problemi yok” demek gibi, veya “Kuranda evrim ile celisen bir ayet yok” demek gibi. Tamamen gayri ciddi. (bir kere hangi evrim? Darwin farkli, Lamark farkli, sonra ortaya atilan bircok farkli gorusler de cabasi).

    Akademik bakimdan bir sey ifade etmeyebilir, ama surekli Mustafa islamoglundan alinti yapilmasi enteresan. Neden baska alimlerden alinti yok?
    Evrimden kastedilen insanin maymundan (veya baska bir mahluktan) turedigi ise, bununla alakali ne Kur’an’da ne Sunnette acik, secik, net, vazih bir ayet ve hadis yok. Bilakis aksi var.
    Daha cok ayrinti var ama giremiyorum. Evrim hakkinda soyleyebilecegim objektif sey onun hala bir “teori” oldugudur. Evrim henuz “kanun” degil. Ispatlamak bilim adamlarinin isi. 1 bucuk asirdir ispatlayamadilar hala. Onlara “take your time” diyor, ve surekli degisen bir teori ugruna Kuranin ve Sunnetin apacik ifade ettigi yaradilis gerceginden vaz gecilemeyecegini deklare ediyorum. Inanmak isteyen buna “bilimsel gercek” adi altinda inanamaz. Cunku ispatlanmis degil. Zaten “evrime inanmak” tabiri bile onun henuz bilim degil, ideoloji dusunce inanc duzleminde oldugunu ifade eder. Kimse “yercekimine inaniyor musun?” diye soruyor mu?

  17. Onur Gökce

    @Neset Ulusal

    yorumunuzda yanlış bilgiler olduğu için yazma zorunluluğu hissettim.

    İlk olarak “teori” ve “kanun” terimlerinin anlamlarını ilkokul bilgilerinizle açıklamışsınız.

    teori=”ispat edilmemiş” kanun=”ispat edilmiş” değildir.

    Aynı mantıkla düşünülürse “yerçekimi teorisi” ve “yerçekimi kanunu” nedir diye sorabiliriz.

    Peki o halde nedir doğruları?

    Hipotez terimini de dahil edersek daha anlamlı olacaktır ki sizin bahsettiğiniz “teori” terimi,”hipotez” terimi ile karışmış anladığım kadarı ile.

    hipotez=bilimsel bir olguyu açıklayan bir “fikir”dir.doğrulanıp yanlışlanmaması önemli değildir fikirin hipotez olması için.

    Eğer ki hipotez yanlışlanırsa çöpe atılır.yeni bir hipotez bulunur fakat eğer ki hipotez doğrulanır ve bilimsel verilerle desteklenirse teori olur.Bir fikir bilimsel bir teori niteliği kazanmak için her yönden test edilmiş, doğaya göre tutarlı ve öngörülü bir şekilde tanımlanmış olmalıdır.Yani bir fikrin teori olması onun ispatlanması ile alakalı değildir.

    Kanunlar da sonuçtur,matematiksel olarak ölçümler yaparak farklı ortamlarda ve farklı değişkenlerde de alınacak bir sonucu hesaplayabilmeyi öngörür.nadir de olsa kanunlar da değişebilir.kaldırılıp çöpe atılmaz,revize edilip güncellenir.

    Kısaca söylemek gerekirse teori süreçtir,kanun sonuçtur.Teori sebeple ilgilenir,kanun sebeple ilgili birşey söylemez.Gelişen bilimin ışığında teori de değişebilir,kanun da değişebilir.

    Yani yerçekimi teorisi,yerçekiminin sebebini araştırıp buna göre çalışmalar yapar iken yerçekimi kanunu serbest bıraktığımız cisimle Dünya arasındaki kütle çekim kuvvetini, cismin düşüş hızını, düşmesinin ne kadar süreceğini, yere çarptığı andaki hızını, cismi yerden geri almak için harcayacağımız enerjiyi vs. hesaplayabilmemizi açıklar.

    Saygılarımla

  18. Ht

    Evrimsel aciklamalardaki sikinti surecin rastlantisal olmasidir. Yani kainatin olusumundan insanin yaratilisina, yaratilistan bu gune kadar gelisiminde evrim surekli rastlantilar sureclerden bahseder. Surecin rastlantisal olmasi tanrinin bilincli bir sekilde yaratmasina aykiridir. Fakat yaratilisin israiliyat (ki onunda kaynagi sumer ve babildir) kaynaklarinda gectigi gibi olmadigida asikardir.
    Ruh ufleme kavramina gelince benim gordugum(yaniliyor olabilirim) kuranda ruh bugun gundelik hayatta kullandigimiz canlilik manasinda degildir. Canlilik icin her nefs olumu tadacaktir. Ifadesindeki nefs ile ruhu karistiriyoruz diye dusunuyorum. Ruh ifadesi kutsal bilgi, vahy seklinde olabilir. Yani allah ademe vahiy indiriyor ve sonrasinda gorme, duyma melekeleri ve idrak gelisiyor.

  19. Abdullah Hasan

    Selam,
    Konu ile alakalı ayetler ve diğer bilgilere genel olarak sahibim.
    Ancak,
    Ben katkı olması bakımından sadece gözlem ve akli delillerim ile şu kadarını söylemek isterim.
    Türden türe evrimin kesinlikle olmadığı kanaatindeyim.
    Yani maymundan veya başka canlıdan insanlaşma süreci(evrimi) yoktur.
    ve;
    Türün kendi içinde evrimleşmesi söz konusu olur.
    İnsanlaşma sürecinde fiziksel ve ruhsal olarak değişim/(Beşer=İnsan).
    Buda gayet mantıklı ve gerçekcidir.
    Sanayileşme evrimide bunun en güzel delillerinden biri olabilir.
    Silahların evrimi, Uçağın evrimi, Matbaanın evrimi Arabaların evrimi vs.

Vuslat için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir