18 Yorum

  1. Şuurlu bir yazı olmuş, itiraz edenler çok çıkacaktır.

    Bu konuyla ve daha birçok ihtilaf edilen konuyla ilgili etimologlar, filologlar, antropologlardan da bilgi alınması gerektiği kanaatindeyim.

    Dil bilimciler kelimenin (örn: hamr) hem fasih hem kökenlerini belirlerken antropologlar cofrafyasını araştırmalı ( başörtüsü, kültür ve coğrafya…vs )

    Kaleminize sağlık.

  2. Mustafa

    Çok nesnel tespitler, ve akıcı anlatıma sahip bir makale olmuş. tebrik ederim. Yakın zamanda Edip Yüksel’in vesilesiyle Ehli Sünnet dinini terk etmiş Kurana yönelmiş biri olarak ilk önceleri bunları neden insanlar görmüyor, ben daha önce neden göremedim gibi sorular soruyordum, ama gün geçtikçe bu konuyla ilgili ufkunu açan Kurana yönelen birçok insan görüyorum. Bu bana mutluluk veriyor. Burada mesele çoğalmanın verdiği mutluluk değil, Allahın verdiği zekayı kullananları görmenin mutluluğu.

  3. Kazım

    Erkek – Neden başını örtüyorsun?
    Kadın – Allah’ın emri.
    Erkek – Amaç ne?
    Kadın – Erkekler görüp, azmasın diye.

    Yukarıdaki dialog gerçek hayattan alıntıdır ve böyle düşünenler çoğunluktadır.

    Soru : Çevrenizde, kadının saçından dolayı şehvete kapılan erkek var mı?

  4. samet

    Zaten başörtüsü bile olsa vurgu yakaya, şu söze her zaman cvp vermemişlerdir der saçsa eğer, saç tanesi gözükmeyecek bonesi nereden geliyor? Buna hüküm veremiyor, kesinlik olmayan konuda zan ile kesinlik getirmeye çalışıyor, hatda biri bana komik bişey demişti az bişey gözükse bişey olur diyemem diye:) dert madem saç azı çoğu niye olsun kim belirliyor bunu? Parmağın işaret ettiği yakayı görmeyince kesinliğe değil zan ile uğraşarak böyle yazık ediyorlar akıllarına

  5. Bayındır’ın iddiası. Bayındır’ın bazı konulardaki fikirlerine katılmıyorum ve Kur’an’ın bazı ayetlerine de aykırı buluyorum. Bazen aklımızın almadığı konular hakkında böyle konuşabiliyoruz 🙂

  6. Meryem

    Peki o halde ayette anlatılan nedir? Kadınların sadece göğüslerine örtü vurmaları mı?

  7. Merhaba Meryem. Evet Allah (sizin) örtülerinizi göğüslerinize vurun, diyo. Hatta Nur 60’a da bakarsan yaşlı kadınlar dış elbiselerini çıkarabilirler ama sakınmaları daha iyi olur gibi bir başka ayet var. Buradan da örtülerin ya da bu tür şeylere dikkat etmenin amacını anlayabiliyoruz: Erkeklere bu konuda yardımcı olmak diye okuyorum ben.

    Selamlar.

  8. meryem

    Merhaba Ayfer abla (selamsız girdiğim için özür dilerim okuduktan sonra direk soru gelince aklıma yazdım da)

    Yani başörtüsü dışında kıyafetlerle bedeni örtmek mi? bu nasıl bir giyim şekli oluyor pek kavrayamadım.(bu arada öğrenmek için yazıyorum)

    Bir de sakıncası yoksa bir şey daha sormak istiyorum.
    Şimdi bu konu neredeyse toplumda çok çok nadir rastlanılan bir konu.Şimdi yüzyıllardır devam eden bu alışkanlığın yanlış olduğunu göstermek ayrı bir mesele ya hani yabancı,türk kaynakları paylaşabilir misini?
    son zamanlarda yabancı hocaları takip etmeye başladım Nouman Ali Khan,Mufti İsmail Menk.normalde pek güvenmem ancak Kur’an’ı anlatış şekillerini sevdim.Nouman Ali Khan’ın videosuyla karşılaştım ve o da hımar kelimesini farklı şekilde açıklamış mesela o da kafamı karıştırıyor.Düşüncelerini merak ediyorum.

    Bu arada yazdıklarım sanki bir hesap sorma gibiymiş geldi ama kesinlikle öyle değil sadece bu konuyu daha iyi öğrenmek istiyorum.

  9. Merhaba Meryem. Yanlış anlamam 🙂 Bu konuyu erkeklerden ziyade hemcinsimin merak etmesi beni sevindiriyor. Şu konu altına yorum yapan ben dışında bi sen varsın 🙂

    Nouman Ali Khan’dan başlayayım. Birkaç videosunu izlemiştim. İnsanlar Kur’an’ı tek kaynak kabul etmeden İslam’ı yorumlarsa hataya düşerler. Kur’an’a göre Kur’an’dan başka bir kaynak olamaz. “Okuyup durduğun bu kitap onlara yetmedi mi?” (Ankebut 51) vs, çok var. Nouman da sünni bir Müslüman. Herkesi dinlemeliyiz ama delillerin Kur’an’dan olmasına dikkat etmeliyiz. Çünkü Kur’an kendisinin açıklayıcısının kendisi olduğunu söylüyor. Anlaşılmayan konuları muhakkak başka ayetlerde açıklayacaktır. O yüzden kişilerin hiç önemi yok. “Onlar sözün tamamını dinler, en iyisine uyarlar..”

    Başörtü konusunda da bunu yaptık yazıda. Kur’an’a “Hımar kelimesi nedir, anlamadık.” diye sorduk. Başörtüsü var dedikleri ayet şuydu: “Örtülerini göğüs dekoltelerinin üzerine vursunlar”. Burada saçları örtün denmiyor. Yukarıda hımarı başörtüsü olarak çevirsek de sonuç değişmez dedik ve açıkladık. Allah bir şey söylediğinde onu çeşitli şekillerde açıklayacağını söylüyor. “Saçınızı örtün, saçınız görünmesin” diyen tek 1 ayet yok. Şimdi hımar neden başörtüsü değil de örtü olarak çevrilmeli, onu açıklayayım.

    Kur’an’a bakıyoruz, başka yerde kullanılmış mı bu humur diye. Evet. Humur’un tekil formu hımâr. İçkiye de aklı örttüğü için aynı kökten gelen “hamr” adı verilmiş. Bu hamr sözünü önceden dar manasıyla şarap, içki diye çevirmişler ama sonradan uyuşturu benzeri zilyon tane insanın aklını kullanmasını engelleyen ilaç çıkınca geniş anlamıyla kullanılmasının daha doğru olduğunu görmüşler. Humur da aynen böyle, dar anlamında başörtüsü anlamı da var ama geniş anlamda örtü olmalı. Çünkü Arapça’da örtü değil de sadece başa örtülen bir sürü başörtüsü kelimeleri de var ama Allah geniş anlama gelen kelimeyi kullanmayı tercih etmiş. Arapça’da baş örtüleri için hımâr dışında burka, nikâb, lifâm, lisâm, nasif, mıkne’a ve cilbab gibi kelimeler kullanılır.

    Ben sana birkaç link vereyim. Şu siteden yararlanmıştım, bu yazıyı dikkatli okursan aklında soru işareti kalmayacağını düşünüyorum: Link1: Kur’an’a göre örtünmesi gereken saç mıdır?

    Ben kendi yazımda sadece hımara değinmiştim, verdiğim link diğer tüm kadın kıyafetlerini ele almış. Biraz uzun ama çok faydalı. Muhakkak oku.

    Edip Yüksel’in şu videosu da güzel, geçenlerde karşılaştım ben de. Hepsini dinlemedim ama faydalı olur o da: Link2: Kur’an’da başörtüsü?

    Yabancı kaynak yazı olarak araştırmadım ama verdiğim videoyu dinlersen orada da Kur’an’da saçın örtünmesi yok deniyor. İnsanların tek sıkıntısı şu; Kur’an dışındaki kaynaklardan vazgeçemiyorlar. Delinin biri hadisler dinin kaynağıdır demiş, bütün insanlar da bunu kabul etmiş. Bu kadar çelişkinin tek sebebi bu.

    Daha başkaları da var aynı konuyu yazan ama bence en ayrıntılısı şu verdiğim yazı linki. Şimdilik bu kadar, selamlar 🙂

  10. Adem Söyler

    Sayın yazar anti parantez diye bir ifade yoktur. Antrparantez vardır. Fransızca “entre parentheses” kelime öbeğinin okunuşudur. Tam karşılığı “parantez içinde” demektir. “söz arasında”, “sırası gelmişken” gibi anlamlarda kullanılır. Bilginize

  11. Merve Nur

    Ayfer hanım mesleğiniz nedir acaba? Özgeçmişinizi paylaştığınız bir yer var mı?

  12. Merve Nur

    Yazdıklarınız özel bir ilgi ve araştırma gerektiriyor ve sade bir biçimde anlatabiliyorsunuz. Her ne kadar bazı konularda sizden farklı düşünsem de samimiyetle ve mütemadiyen hakikat peşinde olanlar değerli insanlardır bence. Günümüzde kim hesapsız hakikat arayışında kim gösteri ve fitne peşinde anlamak zor ve anlaşıldığında da geç olabiliyor. O yüzden sizi tanımak istedim. Teşekkürler yanıtınız için. Bilgisayar mühendisi olarak mı çalışıyorsunuz şu anda yoksa o alandan mezun olup başka bir işle mi uğraşıyorsunuz?

  13. Merve Nur

    Evet mail adresimi öylesine yazdım, formu göndermek için zorunlu olması nedeniyle. Yanıtınız için çok teşekkürler.

  14. sıla

    yazınızı ve yapılam yorumları dıkkatle okudum benımde zaman zaman sorguladıgım ifadelere mantıklı bir bakıs acısı buldugumu dusunuyorum fakat meryem hanımın sorusu benim kafamda da olustu (soruda o kısmı acıklamadıgınız ıcın tekrarlıyorum) Peki örtünmeden kasıt nedir? nasıl giyinilmeli? sacını ört demiyor ancak göğüs ve beden örtulmesı nasıl bir giyinmeyı ya da ortunmeyı anlatıyor? namaz ve ibadetler esnasında sacını örtmek bu durumda gereklı hale gelmiyor gibi cesıtlendirilebilir vs cevaplarsanız memnun olurum sevgiler..

  15. Merhaba Sıla Hanım. O halde yukarıda yazılan her şeyden bağımsız genel bir özet yapayım, ayetlerle, bazı şeyler tekrara kaçabilir, şimdiden özür dilerim.

    Öncelikle sorularınıza kısa cevaplar vereceğim, bu kısa cevaptan sonra aşağıda uzun cevabıma devam edebilirsiniz: Örtünmeden kasıt, erkeklerin ilgisini cinsel açıdan üzerimize çekmemek. Bunu aşağıda ayetle gösterdim. Namaz kılarken örtünün gibi bir ayet yok. Aşağıda da göreceksiniz örtünmenin sebebi karşı cinsi, cinsel anlamda etkilememek. Allah erkek değildir.

    Öncelikle başörtüsü konusu Nur 30 ile başlıyor ve ilk uyarı erkeklere:

    Mü’min erkeklere söyle, bakışlarını (yasak) olandan çevirsinler ve iffetlerini korusunlar; tertemiz kalabilmeleri için en uygun davranış şekli budur: Unutmasınlar ki Allah, ortaya koydukları her bir şeyden haberdardır. (Nur 30)

    Konuya dikkat edin. Ayet karşı tarafla ilişkin cinsiyet üzerinden olmasın diyor. Konu cinsellik. Aynı uyarıyı Nur 31 ile kadınlara yapacak (O ayet biraz uzun. Yukarıda var, buraya almıyorum.). Kadına da bakışlarını yasak olandan çevir diyor. Birbiriyle bağlantılı. Ayette dikkat etmemiz gereken 3 kelime var: Ziynet (zinetihinn), hımâr (humurihinne), Yadribne. Bu kelimeleri anlarsak tamamdır.

    “Humurihinne” kelimesinin başörtüsü olduğu söyleniyor. Evet başörtüsü anlamı da var. Ama bu kelime çok anlamlı bir kelime ve bu tür kelimeleri anlamak için yine Kur’an’a soracağız. Çünkü Kur’an kendi kendisinin açıklayıcısı olduğunu söylüyor.

    Ayet şöyle devam ediyor: “Ziynetlerini, bunlardan görünen kısımlar dışında, (kamuya) açmasınlar.”. Ziynet nedir? Görünen kısımlar nerelerdir?

    Kadınların ziynetlerini açmasından bahsediyor. O halde bu takı, kolye, aksesuar ya da süs gibi kavramlar olamaz. Güzellik mi peki? Değil. Ayet genel anlamda tarafların birbirlerine cinsel anlamda yaklaşmamalarından söz ediyor. Ziynet de kadının cinsel arzu uyandıran bölgeleri olmalı. Peki bu bölgeler hangileri? Ondan önce ziyneti güzellik ve cazibe diye anlayanlar var, halbuki bu Kur’an’a aykırı. Ziynet güzellik ve cazibe olamaz. Şu ayet:

    “Bundan sonra sana, başka hiçbir hanım helal değildir; güzellikleri seni hayran bıraksa dahi” (Ahzab 52).

    Bu ayete göre Allah resulü kadınların güzelliklerini net bir şekilde görüyordu. Bu ayet peygamber döneminde çarşaf, burka gibi üniformaların olmadığını da gösterir. Çünkü peygamber kadınların güzelliklerini hayran kalacak kadar net görüyordu.

    “Ziynet (zinetihinn)” kelimesinin güzellik anlamına gelmediğine dair bir delil daha var. Araf 26:

    Ey Ademoğulları! Size katımızdan hem çıplaklığınızı örtmek hem de zarafet ve güzellik aracı olmak üzere giysi (yapma yeteneği) bahşettik; fakat takvâ elbisesi var ya işte en hayırlı olandır. Bunlar da Allah’ın ayetlerindendir; belki insanlar ders alırlar. (Araf 26)

    Ayete göre giysilerin amacı zarafet ve güzelliktir oysaki Müslümanlara göre erkek kendini güzelleştirecek giysiler giyebilir ama kadın bunu yapamaz? Kadın çarşafa layık? Bu Kur’an’ın bu ayetine aykırı. Çarşaf peçe vs.. kıyafetlerin tümü bu ayete aykırı. Ayetin diğer gösterdiği şey Allah için önemli olanın bizim giydiğimiz kıyafetler olmadığı, önemli olanın takvâ (Allah’ın sevgisini kaybetme korkusu, sorumluluk bilinci) elbisesi olduğu. Bizim de ilgilenmemiz gereken şeylerin kıl ya da kıyafetten çok Allah’a karşı sorumluluk bilinci olduğunu gösteriyor ayet.

    Bu kelimeyi özetlersek: “Ziynet” kadının cinsel arzu uyandıran bölgeleridir. Bu bölgeler de zamana, mekana, topluma göre değişir. Kadın, erkeğin iffetini korumasına erkeğe yardımcı olacak. Allah buna uymayanı cehenneme atacağım demiyor. Ama Müslüman bir kadının Allah’ın önerisini yapmak isteyeceğini düşünüyorum.

    Bu arada Allah bu ayette net olarak şurayı ya da bu bölgeyi açmayın demek yerine o toplumun değişen cinsel dürtülerine göre ayetini statik değil dinamik bir yapıya sokuyor ve “ziynetlerini açmasınlar” diyerek ziynetin ne olduğunu kadınların anlayacağını söylemiş oluyor. Böylece her topluma göre değişen bir kural getirmiş oluyor. Yani gördüğünüz gibi iki şehir arasında bile cinsel eğilimler değişiyor. Bu ayetlerin amacı kadının erkeğin iffetini muhafazasına destek vermesini öğütlemek.

    “Ziynetlerini, bunlardan görünen kısımlar dışında, (kamuya) açmasınlar” ayetinde “görünen kısımlar dışında” derken kast edilen ne? Gelenekçiler ve mezhepçiler bu ifadede el, yüz ve ayak kast edildiğini iddia ediyor. Ama bu kesinlikle ayetin bütünlüğüne uymayan zorlama bir yorum. Allah ayetin devamında göğüs dekoltesini kapatın diyor. Şu halde görünen kısım göğüs hatlarıdır. Kadınların vücut hatları kıvrımlı, yani elinde olmadan kıvrımlar belli oluyor. Göğüslerimizi kapasak bile göğüs hatları belli oluyor. İşte “ziynetlerini, bunlardan görünen kısımlar dışında, (kamuya) açmasınlar” ayetinin açıklamasının bu olduğunu düşünüyorum. Kadın yapacağı fedakarlığı yapmış. Görünen kısımlar için de kadınların sorumluluğu olmadığını belirtiyor bu cümle. Mesela iri göğüslü bir kadının göğüsleri kendiliğinden belli olur. İşte bu durumlarda artık kadının bir sorumluluğu olmaz.

    Şimdi ikinci kelimemiz: Yadribne. Vurmak, sıkıca bağlamak, sıkıca tutturmak, dövmek anlamlarına geliyor. Darabe fiilinden türemiş. Bu kelimeyi salsınlar diye çevirerek Kur’an’ın anlamını değiştirmeye çalışıyorlar. Çünkü bu kelimenin kesinlikle salsınlar diye bir anlamı yok. Kelimenin anlamı salsınlar deyip güya ayeti “göğüslerinin üzerine başörtüsünü salsınlar” şekline dönüştürüyorlar ve humurihinne çok anlamlı kelimesinin başörtüsü anlamının seçilmesini gerektiğini söylüyorlar. Yadribne’nin “salmak” diye bir anlamı yoktur. Bu fiille, hımarın “yaka açığına konulması” yani “yaka açığının kapatılması” anlatılır.

    Şimdi sıra en önemli kelimemizde. Hımâr (humurihinne) Nedir? Hımâr : Şal, perde, vücut örtüsü,yer örtüsü, başörtüsü, genel anlamda örtü gibi anlamlara gelir. Bu bilgi 1300’lü yıllarda yaşayan İbn Manzur’un Lisanul Arab isimli sözlüğünde geçiyor. Hımâr baş için kullanılırsa baş örtüsü masa için kullanılırsa masaörtüsü anlamına gelir. Yani “genel anlamıyla örtü” ifadesi ayeti en iyi karşılayan anlam. Neden geniş anlamlı örtü anlamını seçmeliyiz? Bunu da Kur’an’a soruyoruz, diğer yerlerde nasıl kullanılmış:

    Humur’un tekil formu hımâr. İçkiye de aklı örttüğü için aynı kökten gelen “hamr” adı verilmiş. Ayrıca Arapça baş örtüleri için hımâr dışında burka, nikâb, lifâm, lisâm, nasif, mıkne’a ve cilbab kelimeleri kullanılır. “Hımâr” kelimesiyle aynı kökten gelen “hamr” kelimesine bakalım. Bu kelimeye sözlüklerde hem geniş manalı “sarhoşluk veren madde” hem de daha dar anlamlı “şarap” manası verilmiş. Bu kelimenin geçtiği ayetlerden “hamr” yüzünden Müslümanların arasında düşmanlık ve kin oluştuğunu anlıyoruz. (Maide 91) Bu tip bir etki ise sadece “şarap” içilince değil, aynı şekilde diğer “sarhoşluk veren maddeler” kullanılınca da oluşur. Bu yüzden Kuran’da geçen “hamr” kelimesine geniş manalı “sarhoşluk veren madde” anlamının verilmesini zorunludur. Eğer şarap olarak çevirirsek Kur’an evrensel bir hitap olmaktan çıkar. Uyuşturucu ve diğer içki şekilleri uygunmuş gibi algılanır. Benzer şekilde aynı kökten gelen “hımâr” kelimesine hem geniş manalı “örtü” hem de daha dar anlamlı “başörtüsü” manası verilmiş. Bu kelimenin geçtiği ayetten “hımâr” ile yaka açığının yani göğüs dekoltesinin kapatılmasının istendiğini anlıyoruz. Bu da “hımâr” kelimesinin örtü olarak çevrilmesi gerektiğine bir kanıt.

    Özet olarak Nur 31 kadınların başını örtmesi ile alakalı değil. Kadınlardan erkeğin iffetini korumasında yardımcı olması yani iyilik yapması istenir.

    Bu konuda çarşaf vs kıyafetlerin olduğu iddia edilen bir ayet var, şu:

    Sen Ey peygamber! Eşlerine, kızlarına, (bütün) mü’minlerin hanımlarına (toplum içine çıktıklarında) üzerlerine giysilerini (cilbablarını) almalarını söyle: Bu onların (mü’min ve saygın) kadınlar olarak tanınmaları ve rahatsız edilmemeleri için daha uygundur: Ve Allah zaten tarifsiz bir bağış, eşsiz bir merhamet kaynağıdır. (Ahzab 59)

    Eğer cilbab çarşaf vs giysiler olsaydı Nur 31’deki örtülerinizi göğüs yırtmaçlarınızın üzerine örtün demezdi. Çünkü cilbab zaten bütün vücudu kapattığına göre göğsü kapatma emrine gerek kalmazdı. “Cilbab” Arapçada üste giyilen giysileri ifade eden bir kelime. Fakat ayette, cilbabın nereden nereye kadar olan bölgeleri örteceğinin tarifi yok. Cilbab evde giydiğiniz rahat giysilerin aksine dışarı çıktığınızda giydiğiniz kıyafeti temsil eder. Üzere alınan bu elbise kadına bırakılmış.

    Kadının kıyafetine dikkat etme öğüdü sadece kadının erkeğin iffetine yardımcı olmasıdır. Buna kanıt: Nur 60.

    Bir de kadınlardan artık cinsel arzu duymayacak kadar yaşlanmış olanlar var; işte böylelerin, ziynetlerini açığa vurmaksızın, giysilerinde (siyablarından) bir kısmını çıkarmalarında bir beis yoktur. Ama iffetleri üzerine titrerlerse bu kendileri için daha hayırlıdır (Nur 60)

    Bu ayet Allah’ın kadınların kıyafetine dikkat etmesinin amacını açıklar. Bu ayet aynı zamanda Namaz’da örtünme Allah’a saygıdır bahanesini tamamen çürütür. Çünkü Allah yaşlı kadınlara giyimlerine dikkat etme talebinin onları kapsamadığını ifade ediyor. Bu da kıyafete dikkat etmenin Allah’a saygıyla alakasının olmadığını, iki cins arasında sağlıklı bir ilişkinin kurulması için bu önerilerin Allah tarafından yapıldığına kanıt.

    Bir şey daha. Erkekler kadınlara ibadet ederken başörtüsünü örtmelerini söyler. Ahzab 59’da Allah kadınların taciz edilmemesi için kıyafetlerine biraz daha özen göstermelerini öneriyor. Demek ki bayanların giyimlerindeki özen erkeklere karşı olan bir durum. Allah’a karşı yapılması Allah’ın tacizinden korunmak için mi? Haşa. Bu düşünce Allah’ı erkek gibi düşünmenin bir ürünüdür. Saygıyla alakası yok. Allah yukarıda Araf 26’da bana saygı duyan takva elbisesini giysin diyor. Başörtüsünü değil. (Bu arada namazda ben örtüyorum, itiraf olacak, dünyayı karşıma alacakkadar cesur değilim ve alışkanlığın da etkisi var).

    Cevap uzun olduğu için hatalarım ya da cümle kaymalarım olmuş olabilir, tekrar üzerinden geçemedim. Herhangi bir konuda soru işaretiniz ya da yine unuttuğum bir şey varsa lütfen sorun. Selamlar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir