2 Yorum

  1. Bir sözlükte çoğunluğun yanılgısı üzerine kısa bir şeyler karalamıştım: http://blogsozluk.com/entry/101555

    O entry’de de belirttim. Enam 116 gayet net: “Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.”

    Enam 116 diğer mealler: http://www.kuranmeali.org/6/enam_suresi/116.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx

    “Kendi fikirlerimizin avcısıyız” demişsiniz. Çok hoşuma gitti bu ifade. Bazen kendimde de fark ediyorum bunu. İnandığım şeyin aksini kabul etmem zor olabiliyor. Aslında bu biraz da biyolojik bir sonuç sanırım. Beyin bir şeyi öğrendiği zaman diğer hatırlamaları o ilk öğrendiği şey üzerinden yapıyor. O “ilk”i değiştirmek, puzzle’da pek çok taşın yerini oynatabiliyor. Aslında tek bir fikri değil, tüm sistemi sarsabiliyor, hatta yıkabiliyor. Haliyle kabul etmesi zor oluyor.

    Biyolojik sebebi olduğu gibi, psikolojik sebebi de var sanıyorum “ben doğruyumculuk”un. Bir konudaki kanının değişmesi önceki kanının yanlış ya da en iyi ihtimalle eksik olduğunu gösterir. Eksiklik ya da yanlışlanma ise güçsüzlüktür. İnsan güçsüz olmak istemez. Güç sevgisi canlılık kadar eski bir şeydir.

    İlkel güdülerimize, gücün doğruyu aramak olduğunu kabul ettirebilirsek daha huzurlu olabiliriz sanırım. Ve belki de daha güçlü.

    Allah bizi kibrimizden korusun inşallah.

  2. Maalesef. Beynimizde her konu ile ilgili çok sayıda birbirinden farklı, doğru-yanlış fikir var ve bu da öğrenmemizin önündeki en büyük engel. Fikirlerle duygusal bağlar kurmak pek mantıklı değil ama bunu yapıyoruz. Halbuki basit bir fikir nihayetinde 🙂

    Katkınız için çok teşekkür ediyorum, duanıza içtenlikle amin 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir